Turkey
Mustafa Fırat
Turkey
1978 yılında İzmir’de doğdu. Ortaöğrenimi, Özel Antalya Lisesi'nde; yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümünde tamamladı. Halen İstanbul'da edebiyat öğretmeni olarak çalışıyor. Şiir, düzyazı ve söyleşileri: Agora, Akatalpa, Bahçe, B(aşk)a, Budala, Cumhuriyet Kitap Eki, Dize, Eski, Hürriyet Gösteri, Öteki-siz, Şiir Ülkesi, Şiirli Çıkın, Şiiri Özlüyorum, Şair Çıkmazı, Yaratım, Uç, Le Poête Travaille [Şair Çalışıyor], Mor Taka, Ada, Yom Sanat,No Edebiyat, E, Özgür Edebiyat, Mühür ve Varlık gibi dergilerde yayımlandı. Kimi şiirleri İngilizceye çevrildi. Mühür Şiir ve Edebiyat Dergisi'ni Mart 2005'den beri iki aylık periyotlarda yayına hazırlıyor. 2009'dan bu yana şiir seçkisi Şair Dağın Doruğunda'yı hazırlıyor. Ayrıca Mühür Kitaplığı'nın yayın danışmanlığına devam ediyor. Kitapları: Paslı Ayna (Şiir, 2003), Lâlezar (Şiir, 2005),  İçimdeki Telaş (Şiir, 2009), Karanlık Şiirler (Şiir, 2013). Ödül: Lâlezar ile 2005 Kültür ve Turizm Bakanlığı 8. Nüzhet Erman Şiir Ödülü.

Bir Çınarın Umuda Söylediğidir

dağların ardından geliyorum

ya siz?

-okyanustan

iyi ama bakışlarınız köpük köpük

değil bir avuç dolusu tuz

gibi eğildiniz ve aktınız

burası uzak ülkeler şiiri

burası yalnız adamların ve kadınların

burası melül bir şarkının döndüğü

-durun durun bir dakika

siz çok telaşlısınız

siz çok yorgun…

bir çınar kadar yorgun evet

ama çınarların gölgesi büyük olur

şimdi size bir gazel okusam

diner gibi hariçten saadetler

şimdi okusam okusam

ve üflesem ruhunuza mağaranız

ferahlasa bir yol ile fersâh

gidilse ve yine gidilse

iyi ama benim telâşlı ve yorgun

olmam sizin rüyalarınıza umudunuza

bir kibrit yanışı olsa gerek

kırık bir lir gibi tınlayan

ve şimdi doluyor bin hasret ile bu yürek

ama siz hülyalı o bağ ve bahçelerden

olmalıydınız upuzun ve sessiz

ama siz çok başkasınız

belki bir ağaca değil

bir ormana bakmalısınız

tepelerden inen bir nehir gibi

gözleriniz dalgalı bakıyor

düşündüm bir masal olsa gerektir

ve ancak bu kadar güzel bakılır

masala böyle derin ve huzurla

bu bir acımak değil merhamet dedim

tehcir edilmiş insanların sürgünüyle

geliyor işte bu yüzden başkasınız siz

kuruyan dudaklarda durmadan döndürdüğümüz

sönük bir dua değil ömrümüz…

doğduğunuz toprakların türküsü dilimde

kaç zamandır saçlarımı tarayan

bu rüzgârı affedin

bakışlarınız yorgunluğumu alıyor

bakışlarınız avutucu bir nehir sessizliği

ıslanırken kalbim

âh diyorum ne güzel

altı çizilmiş mısralar gibi güzel

gözünüzün yaşı ömrümüzün aşı olmalı

böyle bitmeli bütün konçertolar

ve böyle kirpiklerimize asılı yarınlar

akmalı aşkın ve ışığın adıyla

vurmalı mührünü hasrete

bir üzüm gecesi akarken payeye

bir hatıra böyle de hûş olmalı

beni sakla

beni sakla ve bu şiiri

bir hazan vakti kışa imâle

ile emanet et

benim sana senin bana söylediğim

yeniden yeniden ve tekrarla

bir elmanın yarısı olan yanımla

durma beni sana zerk et!