Turkey
Rıdvan Canım
Turkey
1955 yılında Edirne’de doğdu. 1979 senesinde Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi K.K. Eğitim Fakültesi’nde asistan olarak göreve başladı. 1987 yılında Yüksek Lisans, 1992 yılında Doktora çalışmalarını tamamlayan Canım, 2011 yılında Doçent oldu. Rıdvan Canım’ın yayınlanmış 22 kitabı arasında Yağmur Şarkıları ve Suların Ötesi adını taşıyan iki şiir kitabı bulunmaktadır. Canım, yurt içinde birçok şiir organizasyonunun yanı sıra; Türkiye Yazarlar Birliği’nin gerçekleştirdiği Türkçe’nin Uluslararası Şiir Şölenlerine katılmıştır. Seyahat izlenimlerini anlattığı Şehir ve İnsan adlı eseri ile 1998 yılında TYB Yılın En İyi Gezi Kitabı Ödülü’ne layık görülmüş; 2011 yılında Balkanlar üzerine yapmış olduğu çalışmalar nedeniyle Kosova’da kendisine Uluslararası 15. Süleyman Brina Balkanlar Türk Kültürü Hizmet Ödülü verilmiştir. Türkiye Yazarlar Birliği Erzurum Şubesi’nin kurucu başkanlığını yapan Canım, aynı görevi 10 yıl sürdürmüştür. Canım, halen Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Başkanlığı görevini de yürütmektedir.

Bir göç türküsü kaldı dudaklarımda

Büyük Balkan Göçünün 100.Yılı Anısına..

Bindokuzyüz onikiydi..

Geceydi, soğuktu, yağmur yağıyordu

uzunca bir misafirliğin bitiş tarihiydi

kim bilir etin tırnaktan ayrılışı belki de

büyükdedem hasan’ın

doğduğu toprağa son bakışıydı..

kızılca kıyamet koptu bir gece yarısı

toplanın gidiyoruz

bitti işte beş asırlık o rüya

yarım kaldı sevdalar

daldaki meyve

tarladaki buğday

beyaz badanalı kerpiç evlerin

duvarlarında çocuk elleri

yarım kaldı oyunlar

türküler donakaldı dudaklarda ..

bindokuzyüz onikiydi..

Geceydi, soğuktu, yağmur yağıyordu

savruldu birdenbire uykulu bedenler

koşuşturmalar, ağlaşmalar

el atmalar sağa sola ne varsa

ve hatıralar..

heybelere sığmayacak kadar çok

taşınmayacak kadar ağır hatıralar

gömdüler toprağa hepsini birer birer

bulmasınlar, görmesinler deyip yürüdüler

gözyaşı yürüdü gözlerinden bir de..

Geceydi, soğuktu, yağmur yağıyordu

bir muhacir hüznü kapladı dağları aahh..!

ben diyeyim yüzbinlerce hıçkırık

siz ayrılık türküsü anlayın onu

ya da

çığlık üstüne çığlık..

Geceydi, soğuktu, yağmur yağıyordu

Düştüler yollara, hasreti harmanlayan yollara

gözyaşından çamura dönmüş yollara

heyy muhacir kızı Hayriye!

söyle bana kim getirdi seni buralara kimler?

neden kovuldun sahi

dedelerinin yurdundan, evinden, barkından

sabahı beklemeden hem de

bir gece yarısı

neden?

Yıl ikibin oniki

kan sızıyor uykularımda yaralarımdan hâlâ

rüyalarımda öküz arabaları

üstünde ninem, birkaç tavuk, yatak, yorgan

yorgun ve şaşkın öküzler yere düştü düşecek

ardımda kalan bir emanet var

orada

neresiydi orası kim bilir

yüreğimi altına gömdüğüm gül fidanı

büyümüş müdür kim bilir

kim bilir, gitsem bulur muyum

gitsem

gitsem döner miyim?