Turkey
Seyfettin Ünlü
Turkey

‘80 kuşağı şairlerinden. 1965 yılında Aydın'da doğdu. Ankara Meteoroloji Meslek Okulu sonrasında Sosyal Bilimler okudu. Meteoroloji uzmanı olarak kamu görevine başladı (1983).Uzun yıllar Meteoroloji Genel Müdürlüğü bünyesinde çalıştıktan sonra, Üsküdar Belediyesi'ne naklen atandı (1998). Üsküdar Müzesi kurulması yönünde çalışmalarda bulundu. Üsküdar tarihine dair incelemeler yaptı. Şiir ve yazı dünyasında ilk ürünü 1982 yılında Mavera Dergisi’nde yayımlandı. 80 kuşağı şairleri arasında yer alan ve Türkiye Yazarlar Birliği Üyesi olan Ünlü, şiir ve yazılarını sırasıyla Mavera, Defter, Dergah ve Yedi İklim dergilerinde yayımladı. Osmanlı tarih ve edebiyatı üzerine araştırmalar yaptı. Halen Yedi İklim dergisi yayın kurulunda yer alan Ünlü; şiir verimlerini yayımlamayı sürdürmekte ve kitap tarihimiz üzerine araştırmalar yapmaktadır.

Eserleri: Meczup ve Hançer, Şiir 1990;   Cam Tesbih, Roman, 1995;   Şair Nabi’nin Hicaz Seyahatnamesi, İnceleme 1996.

Tahammül

-onlar masumluğun düşmanı biz onların

ırmak tersine akar gün olur

bekler durur ve gelir kuşlar

seslerini yaydıkça tarihin toprağına

biraz daha sabır diye bağırır bir karınca

ve bizden yana sayfalar açılır hep açılır

ve sancak izini yayar yerden göğe

kıpırtısını duyarlar kurtuba önlerinde

torunları sanki halid başlarını kaldırır

ve adımlarımıza karışır  kur’an sesleri

dünya dediğin ne ki kollarımızı iki yana açıp

tutacak kadar yakın bir uçtan bir uca

bir arpa boyu yol gidip ardımıza bakıp

ne çok geçmiş gece bile eskimiş kervanımızda

zaman kalmaz  avunuruz suya bakar tararız saçlarımızı

ve çıkıp bugüne geliriz şam iner omuzlarımıza

bağdat bir daha doğrulur tuba ağacından süslerle

uyumuşken birden uyanırız ne olduysa olur

buluşuruz doğudan batıya rüyalarımızla

dünya adımızla büyür ve ağlayan çocuklar

bize doğru koşarlar korkular biter

taş üstünde taş kalır kalpler içinde

adımızın sesleri her çığlığı keser

yılan tıslamaları tükenir sanki bilal kara bilal

teninden bir feneri tutar gecemizin en içine

dün ve bugün eksilmeden akar vaktin ırmağı

yürüdükçe karıncalarla kapanmış kapılara

elbet kuşlar tanık olur yeni baştan bir ebabil

bırakır taşlarını şeytan çıngırağı zalimliğinize